Demedin Demedim İşte…

Gelebilirdin, bir gün arayıp sorabilirdin ve bir kere nasılsın diyebilirdin, demedin…
Yollarım uzun, yollarım başka başka topraklar
ve benim halim uzun hava, bozlak türküler kadar kederli…
Yanımda kalsaydın, benimle olsaydın,
en azından bir iki kere arasaydın
ve sadece “özledim” deseydin yeterdi.
Demedin…
Başımı alıp diyar diyar gezmekteyim,
her gün biraz daha ölmekteyim.
An gelir ararsınlara kurduğum kalbim
daha ne kadar dayanır bu kahreden özlemine bilemiyorum.
bana bırakıp giderken ısrar edebilirdin
“gitmeyim” diye ve son kez ve hatta birçok kez sarılabilir
“gitme” diyebilirdin.
Demedin…
Ben unutup olmuşken,
kesip attığın tırnağının ucu kadar bile kıymet vermedin sevgime.
Sonra da hiçbir şey yaşanmamışçasına
bir kere bile merak etmedin,
gelmedin, ne haldeyim diye endişelenmedin,
hiçbir yerde beklemedin, sevmedin,
örneğin “çok özledim gel” diyebilirdin.
Demedin…
Ve şimdi bana ne çok çektiğini,
özlediğini, deliler gibi sevdiğini söylüyorsun.
Döndüm “dön” diyorsun,
geldim “gel” diyorsun,
buradayım sar sarmala,
yeniden sev diyorsun…
Kabul edebilirdim, etmedim.
Dönebilirdim, dönmedim.
Evet, diyebilirdim, demedim…
Bir mi yandın?
Bir mi kül oldun?
Ve bir mi sahiden sevdin?
İnanmıyorum…
Evet, elbette inanabilirdim…
İnanmadım ve evet diyebilirdim,
işte…

06.10.2012 – İNCE

Bu yazı Genel, Makale ve Hikaye kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.